25 Ağustos 2011 Perşembe

Gözlerimiz Nemli Değil Gözlerimiz Namlu


Zor zamanlarda duygular birikir. Yüreğimizi sıkar, insan ister ki infılak etsin, kurtulsun bu ızdıraptan.
Şimdilerde bu infılak duygusu en çok Fenerbahçeliler’in içinde. Bin türlü melunla ve bin türlü melanetle karşı karşıya çünkü büyük sevdaları. Midelerinde hep bir ağrı, akıllarında hep aynı dörtlük:
Ne alnımızda bir ayıp,
Ne koltuk altında saklı haçımız.
Biz yalnız Fenerbahçe’yi sevdik
İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz...
İnfılak’ın arefesindeki Fenerbahçe taraftarı, Avrupa’dan men kararı üzerine yoğun bir şekilde ligden çekilme tartışması başlattı. Duygusal olarak anlaşılabilir ve hak verilebilir bir talep, pekala kulübün çıkarına mı, şimdilik bunu sorgulayan pek yok.
Dünkü meş’um kararın ardından çekilelim popülasyonu bir hayli yoğun, anlaşılıyor da, bu konudaki analistlerin sayısı bir bilseydik? Şöyle bir bakayım.. Hımm. Evet, az da değil, hiç yok.

Halbuki ligden çekilme konusunun neler getirip neler götüreceği hakkında bir fikri olanlar varsa,  acilen uzun bir diskur geçmeliler. Öngörüleri nedir anlayalım ve hayata geçirelim.
Eh tamam, haydi pılımızı pırtımızı toplayıp sine-i millete döndük, sonra? Planımız ne? Neyi hedefliyoruz?   Şayet bu ligden çekilmenin altını dolduracak argümanlarımız, uzun vadeli bir yol haritamız varsa eyvallah sizinle her yola varız.  Ama ciddi bir stratejimiz yoksa; ne demeye çekiliyoruz?
Sakın sadece çaresizlik duygusunun ittirmesiyle bir tür romantizme kapılmış olmayalım?  ‘Bana ne oynamıyorum işte’ deyip çocuk gibi küsmek gibi bir şey olmasın bu? Bir kere çekildikten sonra sırtlanların, akbabaların n’olur geri gelin diye çağıracağını sanmıyoruz herhalde… Gözlerimiz nemli, kızgınız ama bu vaktin kelamı bu mu acaba?
Umarım yönetimin de ruh hali böyle değildir. Çünkü romantik ruhlardan çok, rasyonel kişiliklere ihtiyacımız var şu anda. Umarım taraftar gibi yönetim de yaşlı gözlerle ‘yüreğinin götürdüğü yere gitmek’ yanlısı değildir. Umarım çekilmek derken uzun vadeli hesaplamalar yapmışlardır. Yoksa bu ligin bağrına terlerini, ruhlarını, kalplerini kazıyan Lefter’e, Can’a, Fikret’e durumu nasıl anlatırız, bilemiyorum. Bu bilinçsiz hamle, onların alınteriyle kazandıkları mevzileri rakiplere bırakmak değil mi?
Bakın, yönetim sanatında geri dönüşü olmayan adımlar, bağlayıcılığı olduğu için zor alınan kararlardır. İyi bir hesaplamaya dayanmıyorsa size hem maddi zarar verir, hem de manevi yatırımı değersizleştirerek size prestij kaybettirir. Anlayacağınız stratejik bir aptallık olur.
Önümüzde çok basit bir örnek var: CHP. Siyasetin kendi iç ilkeleri, iletişim kopukluğunu kaldırmaz. Bunu da siyasetin doğasına birazcık nüfuz etmiş herkes bilir. Ancak meclise girmek yerine Piedra Irmağı’nın kıyısına oturup ağlamayı tercih eden CHP’lilerin bu bilgiye pek de vakıf olmadıkları anlaşılıyor.  O yüzden de büyük hataları onlara pahalıya mâl oldu. Ve şu konjonktürde maalesef CHP ve liderinin siyasal ağırlığı, annesine küstüğü için yatağında yüzü koyu ağlayan bir kız çocuğunun ağırlığı kadar.
Şimdi istediğimiz bu mu? Bu mu tepki diye aklımıza gelen? Önce bir altını dolduralım, camiayı ikna edelim, tamam, ama dolduramıyorsak da lütfen bu bahsi kapatalım.
İçimizden bazıları da kendi kendimizi Bank Asya’ya düşürme yanlısı. Hangi mantıksal çıkarımdan hareket ettiklerini bilemiyorum. Peki hadi ceketimizi aldık, kapıyı vurup çıktık Süperlig’den. Peki sonra biz Anadolu’nun tozlu yollarında seyr ü sefer ederken ya mahkemeden beraat kararı çıkarsa, ki biz buna inanıyoruz? Ne olacak? Hiç mi geleceğe dair çıkarım yapma huyunuz yok aziz kardeşlerim?
Şimdi bu altı doldurulmamış lakırdıları bir tarafa bırakalım da makul stratejiler üzerinde duralım. Başlangıçta konunun kısa bir özetini çıkaralım; bir cümlelik bir özet: Fenerbahçe 'operasyonu yürüten irade' tarafından kefaret çarmıhına gerildi. Hz. İsa nasıl insanlığın günahlarına kefaret için çarmıha gerildiyse, Fenerbahçe de Türk futbolunun günahlarını temizleme rolüne uygun görüldü.  Bu noktada Fenerbahçe’nin seçilme sebepleri üzerine yazılmış hangi teori doğrudur bilinmez. Ancak vaziyet açıkça bu.
İşte sürecin çatallandığı nokta da bu. Türk futbolunda topyekün bir temizlik kampanyasına gidilip adamakıllı mı paklanacağız yoksa hesaplaşma sadece tek kulüp üzerinden mi yürütülecek?  Görülen o ki operasyonu yürütenler topyekün bir temizliğe evin hepten yanacağını düşünerek karşı çıkmakta. Ve sembolik bir temizlik operasyonu için de birçok değişik sebepten dolayı Fenerbahçe’yi gözüne kestirdi.  
Evet, durum bu ve karşımızdaki blok bizim bu zor durumumuzda yanlış hamleler yapmamız için ellerini ovuşturuyor. O yüzden sağlam argümanlarla desteklenmemiş, uzun vadeli yol haritası çıkarılmamış bir ligden çekilme tavrı onların ekmeğine yağ sürebilir. Biz Gandhi'miyiz pasif direnişe geçiyoruz?
Şimdi biz bu günah gömleğinin yalnızca Fenerbahçe’ye giydirilmesini engelleyecek daha makul hamleleri bulmak durumundayız. Geçmişte defalarca dile getirdiğimiz mağduriyetlerimizin her yasal ortamda takipçisi olmak varken, yoğun bir şekilde karşı atağa geçip günahın Türk futbolunda nasıl kurumsallaştığını göstermek varken, buna defalarca itiraz ettiğimiz halde yaprak bile kımıldamadığını haykırmak varken kendi elimizi kolumuzu bağlamak niye? Hazır yönetim de “telkin edilmiş suskunluğu”na bir son verecek gibiyken, hızımı arttırmalıyız, istop etmek nereden çıktı?

Bu hamleleri yapabilmenin yolu kenara çekilip hırsla tırnağını yemek değil, oyunun içinde kalıp kıyasıya savaşmak.
Lütfen bir Sun Tzu’ya falan bakın, savaş sanatında küskünlük diye hamle mi var? Adam akıllı stratejik manevralardan bahsedin lütfen. Fenerbahçe için ağlamayın, Fenerbahçe için aklınızı çalıştırın. Gözlerimiz nemli değil, gözlerimiz namlu olsun.
Fenerbahçe’yi cezalandırarak Türk futbolunun hafızasını sıfırlamaya çalışıyorlar. İşte Fenerbahçe taraftarı bu hinliğe karşı teyakkuzda olmalı ve yönetimle birlikte futbolun hafızasını sürekli canlı tutmalı. Bu bize vazifedir, vazifeden de ötedir.
Bu hafıza kayıtlarındaki pisliklerin üzerine örtülen tüm örtüleri kaldırmalıyız. Neyle? Her lisandan adalet cümleleriyle….
Önce uzayan dava sürecini kısaltmak ve gizlilik kararını kaldırmak için konuşmak gerek ağız dolusu.
Sonra Fenerbahçe’yi bir Fenerbahçeli’ye harcatma oyununu bozması için Federasyon Başkanı’nı derhal istifaya çağırmalı…
Ve kendisine yapılan haksızlıkların bugüne kadar hangi adalet anlayışıyla üstünün örtüldüğünü sorgulamalı taraftar.
Mesela şayet bu bir futbolda temizlik hareketiyse federasyon bünyesinde neden hala geçmişe dönük bir şike tahkik komisyonu kurulmadığını sormalı her yerde.
Ve futboldaki temizlik hareketinin neden tüm futbol takımlarını içine alacak kapsamlı bir operasyon şeklinde planlanmadığını…
Türk futbolundaki pislikleri deşifre etmek isteyen pek çok kişi vardır muhakkak, bunların konuşması için neden ortam yaratılmadığını sormalı.
Meclis’te yeniden bir şike soruşturması açılması, geçmişteki dosyaların indirilmesi ve buna mukabil bir komisyon kurulması için kamuoyu oluşturmalı,
Sekiz aylık bir operasyon sürecinde bir milim bile sızmamış soruşturma bilgilerinin bir gecede faş olmasının ve bunların tamamının bir kulüp üzerinde yoğunlaşmasının nedenini sorgulamalı…
Sadece Fenerbahçe’nin cezalandırılmasıyla futbolda sağlanması düşünülen temizliğin toplumsal barış ve huzuru nasıl temin edeceğini de…
Çok değil daha geçen yıl Fenerbahçe defalarca savcılara çağrıda bulunduğu halde, siyaset ve futbol dünyasından pek çok kişinin haksızlık doğurucu konuşmaları medyaya yansıdığı halde, bir soruşturma açılmamasının hangi adalet anlayışıyla açıklandığını sorgulamalı…
Ve teknik takiplerin, futboldaki pislikler çok iyi bilindiği halde neden tüm ligi kapsayacak şekilde dizayn edilmediğini sormalı…
Kısacası gırtlağımızda harfler birikmeli Fenerli kardeş, sorgulayan harfler, şaşırtan harfler... Dünyaya küskün bakışların zamanı değil.
Bin demir kapıyla hesaplaşmaktan çürümeli omzumuz ki aşkımız bizden utanmasın. Ağlamadan, dillerimiz dolaşmadan, yumruğumuz çözülmeden hakkımızı arayalım.
Yoksa biz sine-i millete dönüp kendi kendimize gözyaşı dökerken onlar gözlerden uzak bir yerde, adaletin naaşını kimsesizler mezarlığına gömecekler.

3 yorum:

  1. tebrikler hocam, çok güzel bir yazı. düşülecekse onlar düşürsün ve hesabını versinler. zaman küsüp gitme zamanı değil mücadele zamanı. fakat bu mücadeleyi bu taraftarı organize edecek lider var mı?

    YanıtlaSil
  2. @tocho,
    Bu süreçte taraftar çok iyi organize olabildiğini zaten gösterdi. Ortalık boş kaldığında bu kadar insiyatif almak az iş değil. Ama Fenerbahçe kurumsal bir organizasyon olduğu için liderliği yapacak olan yönetim kuruludur.
    Onların kriz ve iletişim yönetimi tablosuna baktığımızda ise maalesef karşımızda hızla aşağı doğru düşen eğriler görüyoruz.
    Hülasa-i kelam, lideri acilen toplanacak olan genel kurul belirlemeli, o da yeni yönetim olmalı.

    YanıtlaSil
  3. bazen oluyor, insan bunalıyor. hepsine, herşeye lanet okuyor. düşünmeyecem lan bundan sonra diyor. yenilgiyi kabullenmiyor ama biraz geride durmak istiyor. öyle zamanlarda gelip bu yazıyı okuyacam.

    teşekkürler.

    YanıtlaSil