9 Eylül 2011 Cuma

Fena Halde Fener...


“Aşk gizli kalabilir mi hiç? Aşk taşar, aşk sızar. Bir kor misali gönlü yakan aşk, aşığın gözlerinden ve tavırlarından belli olur. Aşkın kokusu yayılır etrafa, ateşin kömürde, suyun toprakta, sesin havada yayılması gibi...” *
Taştı içimizdeki sevda, yayıldı etrafa ve başladık anlatmaya, beş cümleyle üç satırla…
Bu yeryüzünde ne aşklar anlatılmadı ki… Hepsini işittik, hürmet ettik. Lakin hoş görsünler bizi; Fenerli'deki aşıklık istidadını hiç birisinde göremedik.
Herkes duysun ki, zamanın behrinde bir hikâyedir Fenerbahçe’ye sevdamız. Her mevsimin, her coğrafyanın içinden geçer; yeri sınırsız, yurdu kalplerdir.
Malum, aşkın filizlendiği en humuslu toprak, Anadolu. Belki tuttuğumuz takımı böyle karasevdaya düşer gibi sevmemiz de ondan. Artık kalbimizde mi humuslu ne? Sarıyı görünce sağ kapakçığı filiz veriyor, laciverdi görünce sol kapakçığı.
Zaman oluyor, Fener için gözyaşımızı içimize akıtıyoruz, aman söz olmasın diye. İşte o gözyaşları var ya, onlar suluyor bu sevda filizlerini. Bir küçük palamut filizi, yeni nesil formalardaki gibi, bünyemizi sarıp sarmalıyor.
O filiz dillerde söz oluyor tam yüz dört yıldır. Kulaklarda nağme, gözlerde ışık: Kara deryaların Fener’i o.
Akıllarda fikirdir her Fenerli'ye, kalplerde alev alev ateş. Kim üfleyip söndürmeye çalışsa daha da harlanan bir ateş. Üflemekle yetinmeyip üstüne nehirleri salsalar, o nehirler de tutuşacak emin olun. Sevgimiz o nehirleri de eninde sonunda ateşe verecek.
Yapamazsınız demeyin, suyun kaynama derecesi kaç ki? Bizim sevdamız sıfırın altında bile cayır cayır, hala anlamadınız mı?
‘Acıların takımı’ diyorlar sevdamıza. Ve anlamıyorlar bu kadar acıya rağmen, nedir bu Fenerliler’in sevdası? Buyrun işte, anlayışsızlığın bu kadarı. Sevgimizin sebebini ne zannediyorlarsa? Fener'den gelen mihnettir, elemdir, kederdir, siz ne sandınız? Her acısı sebeb-i şükürdür bizim için bilesiniz. Çünkü aşkın bir hali de itaattir. Sevgiliden ne gelse kabulümüz:
“Sevgilinin eziyetlerine katlanıyor diye hiç kınanır mı aşık? Büyük bir hata olur bu. Bu türden çilelere katlanmak insanın haysiyetini zedelemez, onurunu kırmaz. Yârin eziyetine razı olmak, hatta sürur duymak aşığın meziyetidir! Gerek eza, gerek lütuf sevgiliden geliyorsa hararetin buharı sayılmalı, hakaret olabilir mi hiç? Aşık, ‘Hoştur bana senden gelen, nârın da hoş nurun da hoş’ diyebilendir.”
‘Nedir arkadaş bu fanatiklik? Biraz da kendinizi eleştirin, böyle bağlılık mı olur’, diyorlar bize. Neymiş, sevgimizin ölçüsü yokmuş, bu yüzden gerçekleri göremiyormuşuz. Evet, biz gerçekleri göremeyecek kadar çok seviyoruz Fenerbahçe’yi, bunu yazın bir tarafa. Aşkın tarihine parafımız olsun. Çünkü bizim gerçeğimiz, sevdamızdır. Biz hakikati aşkın içinden görüyoruz. Sizin gerçeklerinizse ne kadar kuru ve sıkıcı…
Biz her neyi seviyorsak onu bu dünyanın sahte gerçekliğinden sakınıyoruz,  not alın bunu da. Gözetiyoruz onu, kıyamıyoruz, toz kondurmuyoruz, bunu niye çok görüyorsunuz bize? Ve en çok anlayamadığım da şu: Bizim bağlılığımızdan başkasına ne?:
“Halifelerin halılarını çiğnedim, kralların toplantılarına katıldım. Fakat aşığın sevgilisine karşı gösterdiği korku ile karışık saygıya denk bir saygı görmedim. Yöneticilere etki edenlerin nüfuzunu ölçtüm; vezirlerin kullandığı yetkileri gördüm, devlet adamlarının tattığı sevinçleri bilirim; fakat sevgilisinin kalbini çalıp, duygularını elde ederek kendisine meylettireceğinden, böylece onun sevgisini kazanacağından emin bir aşığın talihinden memnun oluşundan daha yoğun, daha diri bir coşku ve sevinç bilmiyorum.”
‘Bakın aşkınızın kusuru var, onunla aranıza mesafe koyun’ diyorlar. ‘Hiç olmazsa birazcık yüz çevirin Fener’e, en azından bir omuz silkin, bir parçacık dudak bükün’ diye rica ediyorlar. Hem ricaları tuhaf, hem kendileri tuhaf. Aşkın ne olduğundan ne kadar bîhaberler. Halbuki sevdanın birinci kuralı ahde vefa değil mi ey akıldaneler, yoksa unuttunuz mu?
Biz unutmadık. Aşıklık iddiası kolaydır lakin, biz müddeî kalanlardan değiliz. Aşkımızı iddia etmiyoruz, biz onun ispatıyız beyler, en somut deliliyiz:
“Bil ki, vefâ hissi âşık için ihmale gelmez bir zarurettir. Temiz sevgilerin, samimi muhabbetlerin en başta gelen şartıdır vefâ. Âşık, maşukuna kopmaz zincirlerle kenetlenir. Onu unutmaz, onu ihmal etmez. Her yerde, her zaman onunladır. Bir gölge sadakatiyle vefâ gösterir ve bunu da gönülden, isteyerek yapar. Yapmak istemeyeni kim zorlayabilir ki? Âşkına vefâ mührünü vuramayan kimsenin âşıklar diyarında yeri yoktur.”
Şimdi anlaşıldı mı Fenerliler’in adımları niye hiç geri geri gitmiyor?
Bu satırlardan sonra da anlayın ki gitmeyecek, ‘çün bu sevdadan dönmeyiz biz!’
İşte bakın, yeni bir sezon başlıyor yine. Artık vuslat zamanı. Kalplerde hafif bir ürperti, zihinlerde muhtemel totemler ve dudaklarda mırıl mırıl dualar. Sadakatimizden, sevgimizden  zerre eksilme yok. Tek bildiğimiz bu ânın bir lütuf olduğu.
Sevdiğine kavuşmak bir lütuftur çünkü, kadrini bilenlere ve tabii aşkın gereğini yerine getirenlere:
“Aşkın görünümlerinden biri de sevenlerin birbirine kavuşmasıdır. Bu büyük zevk, çok tatlı bir dönem, yüksek bir derece, şafaktan doğan bir mutluluktur. Daha doğrusu; ama nasıl söylesem, diriliştir, yüce varoluştur, sürekli sevinçtir, Allah’ın büyük bir lütfudur.
Ne yağmurdan sonra bitkilerin çıtır çıtır büyüyüşü, ne ilk yazda kara bulutların kaybolmasından sonra çiçeklerin parlaklığı, ne yemyeşil bahçelerle çevrili bembeyaz sarayların zarafeti, güzel huylu, iyi karakterli, nitelikleri güzellikte ahengini bulan bir sevgiliye kavuşmaktan daha güzeldir. En beliğ insanlar bu sevinci tasvir etmekten acizdir; tadını anlatamazlar. O durum gönülleri şaşkına çevirir, akılları durdurur...”
Son söz: Bilenler bilir; ‘sevdaluk adami eyi eder, kimse karişuk etmesun’. Bu yazı da bunun üstünedir. O yüzden şimdi lütfen artık bizi sevdiğimizle baş başa bırakın ve gidin kendi işinize bakın... Bırakın ona sevda sözleri yazmaya devam edelim:
O bizim ferahlığımız, zihin berraklığımız, gizli mesleğimiz, kelime haznemiz: Fenerbahçe…


* Yazıdaki alıntılar, İbn-i Hazm’ın Güvercin Gerdanlığı’ndan. Kitap, Mahmut Kanık’ın çevirisiyle İnsan Yayınları’ndan çıkmıştı.

2 yorum:

  1. ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi şu günlerdeki duygularım. bütün aşıklar böyle düşünüyormuş demek ki, sorun sadece bende değilmiş.

    çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Akhisar Belediyespor her ne kadar Fenerbahçe karşısında mağlup olmuşsa da; takımımıza inanıyor ve güveniyoruz. Lig'de kalacağız. Fenerbahçeye'de ligde başarılar diliyoruz.
    www.akhisarbelediyespor.com

    YanıtlaSil