beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2011 Cuma

Adalet Tokmak Değildir, Kafaya Vurulmaz

"Operasyonu itibarsızlaştırma çabası": Ergenekon davasına muhalif eylemlerin ortak adıydı bu. Geniş ölçüde doğruluk payı olan, kısmen de abartılı bir adlandırmaydı.
Bahsettiğim bu söylemin sahipleri, şu anda ilginç bir çelişkiyle Fenerbahçe taraftarının tepkilerini itibarsızlaştırmaya çalışanlarla aynı kişiler.
O zaman itibarsızlaştırmak yanlıştı, şimdi doğru oldu. Anlayacağınız, çelişki, çelişki, çelişki: dengeleri oturmamış bir memleketin karakteristiği…
Fenerbahçe taraftarının tüm tepkilerinin belli kalıplarla izah edilmesi buna örnek: Şikeye destek, aşırı gerginlik, holiganlık, duygusal bakış, bilinçsizlik, taraftarlık duygusundan kaynaklanan mâkul olamayış, yanlış kişilerin peşine takılma vs vs.
Ya da Fenerbahçe lehine konuşanlara şüpheli şahıs muamelesi yapılması. Mesela Lube Ayar’a…


Aleyhinde yazılanlara bakarsanız göreceğiniz manzara şu: Bu kız hem tehlikeli, hem şüpheli. Boynunda anlaşılmaz bir yafta, en kötülerle bir safta...

26 Temmuz 2011 Salı

Mene Mene Tekel Upharsin* -Rıdvan Akar'a Bazı Empatik Sorular-


O soruyu duymuştum da soran kişinin Rıdvan Akar olduğunu bilmiyordum. Hani şu içerideki Fenerbahçeli yöneticilerle ilgili müstehzi/magazinel soruyu.
Yok işte Aziz Yıldırım, bir açıklaması sebebiyle yöneticilerden birine çok kızmış da onunla aynı koğuşta kalmak istememişmiş. Kimmiş bu yönetici, işte şıklar da Odyakmaz, Ekşioğlu vs vs…

 













Bundan birkaç hafta önce kendi kaleme aldığı bildiride Kayseri'deki Bozbaykuşlar'la kurduğu empatiden bahsetmişti bu soruyu soran empatisever meslek büyüğümüz. Onları anlamamız lazım demişti kemal-i ciddiyetle. Bir avuç insandan oluşan bir grupla kurmuş olduğu bu empati, gerçekten takdire şayandı. Ama aynı metnin devamında, kulüp sevgisi sebebiyle yürüyüş tertip eden onbinlerce insandan oluşan bir kitleyi, şikecilerin peşinden yürümekle itham ederek, onlardan aynı empatiyi esirgemişti.
Bunu eleştirdiğimiz ve verdiği örneğin sadece bir detay değil, tüm metnin üstüne kurulduğu argümanlardan biri olduğunu söylediğimizde, bunun bir zihniyet meselesi olduğunu anlattığımızda Beşiktaşlı arkadaşlarımız ‘olur mu öyle şey canım’ diye itiraz etmişlerdi.
Halbuki çok açık bir şekilde Rıdvan ağabey, olumsuz örnekten bahsedip onu bir kaide taşı gibi ayağının altına alıyor ve kendi taraftar grubunun 'dik duruşunu' bu kaide üzerinde sergilemeye girişiyordu. Başka pek çok yazısında olduğu gibi.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Çarşı Ruhu'nun Dip Akıntıları


İstanbul boğazı derinden akar. Ona bakanlar üstünü görür de, altındaki dip akınlarını göremez. Sanırlar ki tek bir akışı vardır ruhunun, bilmezler ki onlarcası tâ içinde…
Beşiktaş Çarşı grubu dün bir açıklama yayınladı. Boğazımıza kadar olumsuzluk içinde olduğumuzdan genellikle olumlu karşılandı.
Ancak bir de hakkını verip bu metnin alt metinlerine bakmamız lazım: Çarşı ruhunun dip akıntılarına…



Güzel benzetmelerle başlamışlar bildirilerine: “adaleti simgeleyen  o gözü bağlı kadın” diyorlar mesela.. Gerçi bir hafta önce kendi gözlerine taktıkları siperlikleri hatırlamıyorlar. Ama neyse..
Acaba diyorum, Çarşı ne demeye çalışıyor? Ve bu demeye çalıştığı şeye bilinçaltından neler sızıyor? Açık olan şu: Kendilerini daha baştan diğerlerinden ayırıyorlar. Ve aslında bütün metni şekillendiren dip akıntılardan biri bu: biz ve diğerleri ayrımı. İşte maalesef böylece başlıyor yüce mistifikasyon süreci: dikkatle bakıldığında hemen görülecek bir kendini kutsama ayini….
Bu yüzden biraz kırgın, biraz güvensiz şekilde okumaya başladık. Yine de umutluyduk.
Bildiri, takım sevdası nasıldır, onu anlatan cümlelerle başlıyor. Renge, armaya, tarihe sevdalı her taraftarın için geçerli cümleler bunlar. Ancak bu bir Beşiktaş taraftar bildirisi olduğu için doğal olarak, tüm bunlar Beşiktaşlılar’a has ibadet ritüelleri gibi anlatılıyor. Anlatılsın, mahzuru yok. Taraftarız biz, taraftarın psikolojisini biliriz.  Hoşumuza gidiyor metin. Kaç gündür yaşadığımız sıkıntının diğer yüzünü görüyoruz, kalbimizde yine merhamet oluşuyor tuttuğumuz takıma karşı…
Derken efendim kendi talihsiz durumlarına değinip, operasyon ve zanlılarla aralarına şöyle temiz bir mesafe koyuyorlar. Bravo diyoruz, işte bu.. Ve sonraaa... Diyorlar ki, mahkeme sonucu belli olana kadar herkes suçsuzdur amma… ‘Ancak diğerlerinin yaptığı gibi arkalarından peşi sıra gitmeyi de reddetmeliyiz’! 

12 Temmuz 2011 Salı

Marifet Sahipleri Gelsin ki Biz de Mültefit Olalım!


BJK TV’de yapılan sokak röportajlarında (‘Söz Taraftarda’ programında) taraftarlara sorular soruyor bir kızcağız. Takımla ilgili mevzulardan sonra, ağzının suyu akarak ve müstehzi bir şekilde ‘sizce’ diyor ‘süper kupada rakibimiz kim olacak?’ Çanak bir soru tabii, amaç şampiyonluğu elinden alınması ihtimali olan Fenerbahçe’yle dalga geçen cevaplar almak ve tabii istediği cevapları da alıyor.
Yaklaşık bir hafta önce oluyor bu…